Text-Vorschläge | Tagungshinweise |
Berichte : Textvorschläge zu
-- Kant, Aydınlanma Nedir ? von: Esra Demir, von Şenay Köklü - Yavuz Aytekin sowie von Burak Büyük - Ahu Temizsoy
-- Anselm, Proslogion: von: Esra Demir
Internetseiten
Vermischtes: Latince deyişler
Ferit möchte auf diesem Weg allen Kolleginen und Kollegen des Lesekreises zum Ende des Ramazan 2014, damit zu den bevorstehenden Bayram Festtagen ein schönes Fest wünschen. Bayramınız kutlu olsun!
Ferit: "MOTIVATION" , Beitrag zu "Namen von Türkischen Dichtern"
und "zugehöriges Glossar"

Textausschnitt von Ahmet Hikmet bezüglich "Alafranga"



Diskussion 6.5.09: Akzeptanz des kopernikanischen Systems different im osmanischen Reich?

Remzi Demir (2005) Philosophia Ottomanica: Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Türk Felsefesi Eski Felsefe / I. Cilt. Ankara: Lotus Yayınevi
Heliozentrik weniger problematisch:
130: Çünkü İmam Gazzâlî'ye (ve onun yolundan giden Osmanlı Düşünürleri'ne) göre, filozofların astronomiyle ilgili bilgilerinin dinî yönden hiçbir mahzûru yoktur ...
((Ganz so wird es nicht gewesen sein, es gab doch immerhin die sieben Himmel.))
((Ibrahim Müteferrika verbreitet die Kenntnis des kopernikanischen Weltbilds in seiner Bearbeitung (1732) von Katip Celebis (1648) Werk Cihânnüma)) vgl. dazu den Aufsatz von İnan Kalaycıoğulları und Yavuz Unat:2004.))

Text-Vorschläge aus:

  • Betül Çotuksöken - Saffet Babür: Metinlerle Ortaçağda Felsefe. 4. baskı. Ankara: BilgeSu, 2007. fw
  • Immanuel Kant: Pratik Aklın Eleştirisi / Kritik der praktischen Vernunft. Çeviren İoanna Kuçuradi, Ülker Gökberk, Füsun Akatlı. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Yayınları, 1980. fw
  • Immanuel Kant: Aydınlanma Nedir ? (1784) Çeviren Nejat Bozkurt 1983. İnternetten: http://www.anarsist.org/felsefe/1582-immanuel-kant-aydinlanma-nedir/ (17.09.2008) fw
  • Bayram Kaya: Türk Felsefe Tarihi. İstanbul: AsyaŞafak yayınları, 2005. fw
  • Heinz Kimmerle: Kültürlerin çoklu evreni(Multiversum) (1995) Çeviren MustafaTüzel. İnternetten: http://www.felsefeekibi.com/site/default.asp?PG=1215 (17.09.2008) fw
  • Cemil Meriç: Jurnal I. İstanbul: İletişim, 1992
  • Bertrand Russell: Bilim ve Din. Çeviren Hilmi Yavuz. İstanbul: Varlık Yayınevi, 1972. fw
  • Tuncar Tuğcu: Batı Felsefesi Tarihi. Ankara: Alesta, 2000. fw



Tagungshinweise


Yukarı Çık


Berichte


Aus dem Text von Immanuel Kant, " Beantwortung der Frage: Was ist Aufklärung? "
Notizen vom 28.10.08 für die Sitzung am 29.10.08
Einer der Sätze bei dem ich mich anstoße ist bereits am Anfang:
"Aydınlanma , insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır."

Vorschläge wären:
Aydınlanma , insanoğlunun kendi eliyle düşmüş olduğu ergin olmama durumundan kurtulmasıdır.
Aydınlanma , insanoğlunun kendi kendisini düşürmüş olduğu ergin olmama durumundan kurtulmasıdır.
Aydınlanma , insanoğlunun kendi kendisini düşürmüş olduğu reşitsizlikten kurtulmasıdır.
Aydınlanma , insanoğlunun kendi suçu ile düşmüş olduğu reşitsizlikten kurtulmasıdır./ cıkışıdır.

Der zweite wäre der Satz:
"İşte bu ergin olmayışa insan kendi suçu ile düşmüştür; bunun nedenini de aklın kendisinde değil, fakat aklını başkasının kılavuzluğu ve yardımı olmaksızın kullanmak kararlılığını ve yürekliliğini gösteremeyen insanda aramalıdır."
möglicher Vorschlag:
Eger akil eksikligi yüzünden degilde, kararsizliginda ve cesaretsizliginde yatiyorsa, kendi kendisini baskasinin yönetimi altinda kalmaksizin yönetememesi, bu ergin olamayis (/resitsizlik) kendi sucudur.
Ein dritter Satz den man vielleicht auch umschreiben sollte: "Aklını kendin kullanmak cesaretini göster!"
Vorschläge:
Kendi aklini kullanma cesareti göster!
Kendi aklini kullanma cesaretini göster!
Kendi aklini kullanmakta cesaretli ol!
esra
--


Textvorschläge aus der Zusammenarbeit von Şenay Köklü und Yavuz Aytekin für die Sitzung am 12.11.2008:
(Vorschläge zur Wortwahl in "Aydinlanma nedir? Kant)

Yani, her insan için neredeyse doğası haline gelen bu ergin olmayıştan kurtulmak zordur.
Hatta o bundan (ergin olmayışa) hazzetmiştir.(ünsiyet )Ve hiç denettirilmediği için aklını
kullanmaktan acizdir. Nizamnameler ve kurallar, insanın doğal yetilerinin akıllıca
kullanılmasının ya da daha ziyade suistmalinın bu mekanik araçları, sürekli (süregelen) bir
ergin olmayışın (erginleşmeye ve olgunlaşmaya ) köstekleridirler. Bu köstekler çıkarılıp
atılsa da en dar hendekten dahi ancak mütereddit bir atlayış yapılabilir. Cünkü, o böyle bir
özgür harekete (böyle bir hareket serbestisine) alışık değildir. İşte bundan dolayı da
ruhlarını (Alm. Geist)1, (zihinsel yanlarını) kendi başlarına işleyip kullanarak ergin
olmayıştan kurtulan ve güvenle yürüyebilen (güvenli bir yol tutan), pek az kişi vardır.

--

Ancak kamunun (halkın) aydınlanması daha ziyade özgür (serbest) bırakıldığında mümkündür. Hatta
(serbest bırakıldıklarında) neredeyse kaçınılmazdır. Cünkü her zaman, hatta yığının istihdam edilmiş
vasileri arasında dahi; ergin olmayışın boyunduruğunu atıp insandaki bağımsız düşünme değerini ve
vazifesini akıllıca (akilane) takdir etmek tutumunu (alm. Geist) etraflarına yayacak, bağımsız
düşünebilen (alm. Selbstdenkende) birileri bulunacaktır.
Burada özel olan durum şudur ki: (vasiler tarafından) işte bu boynduruk altına alınmış olan kamu
(halk), bazı her türlü aydınlanmadan aciz ( nasipsiz) vasileri tarafından ( aydınlanmaları için)
sarsıldıklarında onları boyundruk altında kalmaya zorlarlar. Işte öyargıların yeşertilmesi böylesine
zararlıdır. Zira önyargılar eninde sonunda kendi müsebbiplerinden yada onların haleflerinden
(takipcilerinden) öclerine alırlar. Bu yüzden kamu (halk) ancak yavaş yavaş aydınlanmaya ulaşabilir.
Bir devrim yoluyla kişisel bir zorbalığın (despotluğun); kazanma ve iktidar hırsına dayanan bir
baskını (zulmün) devrilmesi mümkündür. Ancak hiçbir surette düşünme tarzında hakiki bir iyileşme
(reform) husule (meydana) gelmez. Bilakis; yeni önyargılar, tıpkı eskileri gibi, düşüncesiz yığına
rehber olurlar.

(einfügt von esra d. am 23.11.08)


„Aydinlanma nedir?“ ( für die Sitzung am 26. November 2008)
Übersetzung der Textstelle „Zu dieser Aufklärung aber wird nichts erfordert als Freiheit;…“
„Oysa aydınlanma icin özgürlükten başka bir şey gerekmez;…“

Oysa aydınlanma için özgürlükten / hürriyetten başka bir şey gerekli değildir. Ve bu özgürlük ise özgürlüklerin en zararsızıdır. şöyle ki: aklını en kapsamlı şekilde toplum(-un) önünde açıkca kullanma özgürlüğüdür. Ne var ki her yandan işitiyorum: „akıl yürütmeyin!“ Subay, „akıl yürütme, egitimini yap!“, maliyeci, „akıl yürütme, vergini öde!“, din adami, „akıl yürütme, inan!“ diyorlar. şu dünyada (tek) bir kişi / birisi diyor ki: istediğiniz kadar ve istediğiniz şey üzerine akıl yürütün, fakat itaat edin!“ Bu durumların hepsinde özgürlüğün / hürriyetin sınırlanışı vardır. Peki ne tür bir sınırlama aydınlanmaya manidir /engeldir, hangisi değildir, ve ne tür bir sınırlama aksine /tersine aydınlanmaya faydalıdır / yararlıdır?
Yanıt vereyim: kendi aklının toplum önündeki kullanımı her zaman/ her daim özgür / hür olmalıdır. Ve yalnızca böyle bir tutum /davranış insanlar arasında aydınlanma meydana getirebilir. Fakat aklın özel olarak kullanımı, aydınlanmanın gelişimine pek mani olmadan dar bir biçimde sınırlandırılabilir / sınırlandırılabilmiştir. Fakat ben kendi aklının toplum önündeki kullanımını şöyle anlıyorum: bir kişinin / birisinin bilgin veya uzman olarak okuyucu kitlesinin önünde aklının kullanmasıdır / okuyucu kitelsinin önündeki tutumudur. Aklın özel olarak kullanımını şöyle anlıyorum: kişinin kendisine emanet edilen topluma ilişkin bir hizmeti yada bir görevi kendi işi ve memuriyeti çerçevesinde yerine getirmesidir. Imdi (şimdi?) kamunun çıkarlarını etkileyen bazi işlerde / konularda belirli bir mekanizma gereklidir. Bu mekanizma icerisinde hükümet tarafindan kamu amaçlarına uygun bir biçimde ve „hiç degilse“ / „veya en azindan“ onları ortadan kaldırmayacak şekilde, kamu düzeninin işlemesi icin, bazi kamu görevlilerinin pasif olarak kendilerine verilen görevleri yerine getirmelidir.

Burak Büyük, Ahu Temizsoy



Esra Demir zu:
"Monologion. Proslogion. Die Vernunft und das Dasein Gottes", Anselm von Canterbury (Hg.: Rudolf Allers. Köln:Hegner 1966)
Anmerkungen zu den Sätzen/Wörtern:
152, II. Teil
Aslinda, senin "kendinden daha büyügü hic tasarlanamayan bir varklik" olduguna inaniyoruz.
problematisch: tasarlanamayan
Vorschlag: düsünülemeyen
Vorschlag: Aslinda biz, "senden daha büyük bir varligin düsünülemiycegine" inaniyoruz.->wäre eine verständlichere Aussage, und würde mit dem Original sinngemäß übereinstimmen.
Gleich der nächste Satz: "Akilsizin yüreginde: Tanri yoktur" demesinden ötürü mü böyle bir yapi yoktur?
yapi
Vorschlag: varlik
Im gleich drauf folgenden Satz das Wort "zihindedir", Vorschlag: aklindadir
Problematisch ist auch der letzte Satz der sich am Übergang von 152 zu 153 befindet: Öyleyse "kendinden daha büyügü tasarlanamayan sey" sadece zihindeyse, "kendisinden daha büyügü tasarlanan sey" olur.
Denn dieser Satz entspricht inhaltlich nicht dem deutschen Text.
Dann der 1. Satz im III. Teil .: Bu öylesine gercek olarak vardir ki, onun var olmadigi düsünülemez bile.- Auch hier stimmt es inhaltlich nicht überein. Denn dort heißt es: Es ist eine Wirklichkeit denkbar, deren Nicht-Sein undenkbar ist, und das ist noch mehr, ...

Auch der letzte Satz des III. Teils (im 153.) ist sehr eigenartig formuliert. Senin her seyden cok daha fazla var oldugun bu denli apacik bir sekilde akla uygun oldugu halde, akilsiz nicin öyleyse yüreginde "Tanri yoktur" dedi? Denn am deutschen Text auf 207, beim Schlußsatz heißt es: "..., da dem vernünftigen Geiste doch so offenbar wird,.. " -und hier in der Übersetzung ist vom vernünftigen Geiste überhaupt nicht die Rede.

Eine falsche Formulierung findet sich auch im 3. Satz des IV. Teils: Nitekim bir nesne, onu gösteren bir sözcük düsünüldügü zaman baska bir bicimde düsünülür, nesne ne ise onun kendisinin anlasilmasi baska sekilde olur.


esra



Yukarı Çık


Internetseiten usw.


Yukarı Çık


Vermischtes

"Liste der 100 zu lesenden Werke..."


A
Ab initio - Başlangıçtan
Adaequatio intellectus et rei - Aklın ve gerçeğin uyumu (Gerçekin bir tanımı.)
Ad libitum - Kendi isteğine bağlı olarak (ad lib. olarak kısaltılır)
Ad hoc - Belli bir amaca yönelik
Ad hominem - Bir argümana cevap verirken argümanı eleştirmekten ziyade argümanı yapan kişiye saldırmak.
Ad impossibilia nemo tenetur (veya: ultra posse nemo tenetur/obligatur) - Hiç kimse yapamayacağı şeyler için söz vermemelidir.
Ad litteram - Harfi harfine
Addendum, çoğul addenda - Eklenecek şey(ler)
Alter ego - Bir başka kendi
A posteriori - Deneysel verilerden yola çıkarak
A priori - Deneyden önce
Argumentum baculinum - Sopa argümanı (tehdit ya da güçle ikna etmek) (bkz. Molière, Scapin'in Dolapları)
Ars longa, vita brevis - Sanat uzun, yaşam kısa
Audiatur et altera pars - Diğer tarafı da dinleyelim (Mahkeme gibi yerlerde söylenir)

B
Barba non facit philosophum - Sakal felsefe yapmaz (Plütark'tan alıntı)
Bellum omnium contra omnes - Herkesin herkesle savaşı (Thomas Hobbes, devletin doğasını açıklamak için kullanılan kelime grubu)
Bona fide - İyi niyetle

C
Casus belli - Savaş nedeni (savaşı tetikleyecek durum)
Cogito ergo sum - Düşünüyorum, o halde varım (Descartes, Felsefenin Prensipleri, 1.7.10)
Conditio sine qua non - Gerekli şart
Confer - -e danışın, -e başvurun (cf. diye kısaltılır)
Credo quia absurdum est - İnanıyorum, çünkü saçma. (Tertullian'ın yanlış anlaşılmış sözü. Orijinali: et mortuus est Dei Filius prorsus
credibile quia ineptum est - Tanrı'nın oğlu öldü, kısacası, inanılabilir çünkü uygunsuz. Yani Tanrı'nın oğlunun ölmesi o kadar saçmadır ki bu mantığa sığmaz, ancak inanca dayanabilir.)
Cui bono ? - Ne çıkarla? (Cinayet kime yarar?, Marcus Tullius Cicero, Pro Milone, 12.32)
Cuius regio, eius religio - Öyle prens, öyle din. (halkının dinine karar verebilen prensler için)
Cuiusvis hominis est errare - Yanılmak tüm insanlara özgüdür. (Marcus Tullius Cicero, Philippiques, 12.2.5) (cf. Errare humanum est)
Curriculum vitæ - Yaşam yolu (CV)

D
De facto - Fiilen
De gustibus (et coloribus,) non (est) disputandum - Zevkler (ve renkler) tartışılmaz.
De jure - Hukuken
Deus ex machina - Makinadan çıkan Tanrı(Tiyatroda sahneye tepeden inen ve bir anda tüm problemleri çözen Tanrı figürü için kullanılır.)
Docendo discitur - Öğreten öğrenir.
Docendo disco,scribendo cogito - Öğreterek öğreniyorum,yazarak düşünüyorum.
Ducunt volentem fata,nolentem trahunt - Kader,onu kabul edene yol verir,reddedeni ezer geçer.(Kader hakkında tipik stoacı söylem)

E
Errare humanum est,perseverare diabolicum - Hata insana mahsustur,ancak hata yapmakta diretmek şeytancadır.(Lucius Annaeus Seneca)
Et alii - Ve diğerleri(et al. veya e.a. diye kısaltılır.)
Et cætera - Ve diğer şeyler(etc. diye kısaltılır.)
Ex abstracto - Soyuttan yola çıkarak
Ex falso sequitur quodlibet - Yanlıştan yola çıkıp her istediğimiz sonuca varırız.(Yanlış önermeden yola çıkarak herhengi bir önermeye varılabileceğini söyleyen mantık kuralı)
Ex nihilo - Hiçbir şeyden yola çıkarak
Ex nihilo nihil fit - Hiçlikten hiçlik çıkar. (Lucretius)
Ex oriente lux - EIşık doğudan yükselir (Işık'tan kültür kastedilmiştir)

F
...

G
...

H
Hic et nunc - Burada ve şimdi
Hic et ubique terrarum - Burada ve dünyanın her yerinde (Sorbonne dövizi)
Homo homini lupus - İnsan insanın kurdudur.
Homo sum, humani nil a me alienum puto - İnsanım, ve insani olan hiçbirşey bana yabancı değildir.

I
Ibidem - Aynı yerde
Id est (i.e.) - Yani
Idem - Aynı şey
In dubio pro reo - Şüphe zanlıya yarar.
In extenso - Tam içerikle
In fine - Sonunda
In medias res - Şeylerin ortasından (?fw)
Incredibile dictu - Söylemesi inanılmaz
Inter alia - Diğer şeylerin yanısıra / diğer şeylere ilaveten
Ipso facto - Kendiliğinden olan

L
Lapsus linguæ - Dilin sürçmesi (genelde sadece "lapsüs" olarak kullanılır)

M
Mens sana in corpore sano - Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. (Juvénal)
Modus operandi - Hareket etme tarzı (cinayet romanlarında suçluların ortak davranışları için kullanılır)
Modus vivendi - Yaşam tarzı
Mutatis mutandis - Değişmesi gerekeni değiştirerek

N
Natura abhorret a vacuo - Doğa boşluktan korkar
Nomen est omen - İsim bir işarettir.
Non scholæ, sed vitæ discimus - Okul için değil, hayat için öğreniyoruz.
Nosce te ipsum - Kendini tanı
Nota bene (N.B.) - Önemli not

O


P
Pacta sunt servanda - Antlaşmaya uyulmalıdır.
Per aspera ad astra - Zorlu yollardan yıldızlara (Aynı anlamda: « Ad augusta per angusta » ve « Per ardua ad astra ».)
Philosophum non facit barba - Sakal adamı filozof yapmaz.
Post hoc non est propter hoc - Bundan sonra ama bu yüzden değil (bkz. Sofizm: iki olayın üst üste gelmesi birbiriyle neden sonuç ilişkisine girmeleri anlamına gelmez anlamında)
Post scriptum (P.S.) - Sonradan yazıldı (ek metin)

Q
Quae nocent docent - Yaralayan şey öğreticidir.
Qui scribit, bis legit - Yazan iki kere okumuş sayılır.
Qui tacet, consentire videtur - Sessiz kalan onaylıyor demektir.
Quid pro quo - Bir şey için bir şey (Sen benim için yaparsan ben de senin için yaparım)
Quidquid agis, prudenter agas, et respice finem ! - Ne yaparsan yap, ihtiyatla yap ve sonunu gözden kaybetmeden.
Quod erat demonstrandum (Q.E.D.) - Tanıtlanması gereken de bu idi (Tanıtlamanın sonunda kullanılır)

R
Reductio ad absurdum - Olmayana ergi (mantıkta bir metod)

S
Sapere aude - ???
Scio me nihil scire - Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir.(Sokrates)
Sine qua non - Olmazsa olmaz
Sui generis - Kendine özgü
Suum cuique - Herkes hak ettiğini bulur.

T

U
Ultra posse nemo obligatur (veya: tenetur) - Kimse yapabileceğinin ötesinde zorlanamaz.

V
Verba docent, exempla trahunt - Kelimeler öğretir, örnekler yol gösterir.
Versus - ..e doğru.(İngilizce'de yanlış olarak "karşısında" anlamında kullanılır.kısaltması: vs.)
Vice versa - Karşılıklı olarak
Volens nolens (veya: nolens volens) - İsteniyor mu istenmiyor mu
Vox populi vox dei - Halkın sesi tanrının sesidir.


Yukarı Çık