TÜRKISCH_ERKLÄRUNGEN
DEUTSCH
ENGLISCH
QUELLE
Stand: Die., 10.03.2009
Passwort=
FILGLOSS







Abdülhak Hâmit

Abdülhak Hâmit (1851-1937; in Bombay war er 1883-85 als Gesandter) Ehrentitel “Şâir-i âzâm”, “großer Dichter”, poeta, laureatus; Themen: aşk, doğa, ölüm.

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148:











Abdullah Cevdet Karlıdağ

Abdullah Cevdet Karlıdağ (*1869 in Arapgir; †1932 in Istanbul) war ein osmanisch-türkischer Intellektueller kurdischen Ursprungs und ein Arzt. Er war auch ein Poet, Übersetzer, radikaler Freidenker und ein Ideologe der Jungtürken.

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149:












Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz
hartherzig { hard hearted }, erbarmungslos; unbarmherzig { pitiless }, grausam { cruel }, tyrannisch, gewaltherrschend { tyrannic }
hard hearted, pitiless, cruel, tyrannic
Aydınlanma Nedir ? (1784) (31)











Adem, âdem
Yokluk, bulunmama,(adem isim, eskimiş Arapça ¤adem) Yokluk:
Yokluk: "Ne civarda bir köy var ne bir evin hayali / Sonun ademdir, diyor insana yolun hâli"- F. N. Çamlıbel.
Nichtsein (in diesem Sinne ist das Wort bei Cemil Meriç verwendet worden), yokluk, bulunmama (VikiSözlük, Ahu). Adam, erster Mann auf Erden und Ehemann Evas... { Adam }













Akbar, Jalaluddin Muhammad

Akbar, Jalaluddin Muhammad Akbar (* 15. Oktober 1542 in Umarkot, Sindh, † 15. Oktober 1605 in Agra) folgte seinem Vater Nasir ud din Muhammad Humayun als Großmogul von Indien in den Jahren 1556-1605, und gilt, neben Ashoka, als einer der bedeutendsten Herrscher in der Geschichte des Landes.
Akbar the Great
Jalaluddin Muhammad Akbar ( Jalāl ud-Dīn Moḥammad Akbar), also known as Akbar the Great (Akbar-e-Azam) (October 15 1542 – October 12 1605) was the son of Nasiruddin Humayun whom he succeeded as ruler of the Mughal Empire from 1556 to 1605. He is the founder of the Din-i-Ilahi faith . His lineage was Turkic, and more distantly Mongolian
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
147: (H02)











Akbar, Jalaluddin Muhammad
Jalaluddin Muhammad Akbar (* 15. Oktober 1542 in Umarkot, Sindh, † 15. Oktober 1605 in Agra) folgte seinem Vater Nasir ud din Muhammad Humayun als Großmogul von Indien in den Jahren 1556-1605, und gilt, neben Ashoka, als einer der bedeutendsten Herrscher in der Geschichte des Landes.


24.02.2009











akıl
----> "us"
Intelligenz; Vernunft; Verstand,... { intelligence }
intelligence
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











akıl yürütme

räsonnieren (Denken)
ratıo
26.11.2008











akılcı

Rationalist (Verstandes-orientiert)
[[javascript:Translate( "rationalist", "BAB!ALL!" );|rationalist]]
Türkçe Vikipedi, Özgür Ansiklopedi











akılcı, akla yatkın, mantıklı, akıllı,... { reasonable }; mantıksal, mantıklı, makul, tutarlı { logical }
Akılcılıktan yana olan, usçu, rasyonalist (kimse).
vernünftig
reasonable; logical
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











Anquetil, Abraham Hyacinthe Anquetil-Duperron

Anquetil, Abraham Hyacinthe Anquetil-Duperron (* 7. Dezember 1731 in Paris; † 17. Januar 1805 in Paris) war ein französischer Orientalist, der speziell für die erste Übersetzung der Avesta in eine europäische Sprache bekannt ist.

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149:











Araf
özel, isim (a:ra:f) Arapça a¤r¥f
Im Islam eine Gegend/ein Zustand des "Unbestimmten"/"Nichtseins" es gibt nicht den Begriff des "Fegefeuers", Purgatorium; Fegefeuer { purgatory }
{ purgatory }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (14)











aydınlanma
bir şey hakkında bilgi sahibi olmak, nurlanmak. İnsanın geleneksel görüşler, yetkeler, bağlılıklar, tasarım ve önyargılardan kendini usuyle kurtarıp yalnızca usuna dayanarak yaşamı kavramaya ve düzenlemeye çalışması. Tenev vür(=Osman.)
Aufklärung
enlightment
Türk Dil Kurumunun Sözlügü











bağımsız

selbstständig, autonom; unabhängig; frei { independent }
independent












Bayur, Hikmet Bayur
Bayur, Hikmet Bayur (d. 1891, İstanbul, Türkiye), (ö. 6 Mart, 1980), Türk siyasetçi.
Galatasaray Lisesi ve Sorbonne Üniversitesi'ni bitirdi. Belgrad ve Kabil Büyükelçiliği, Riyaseti Cumhur Umumî Kâtipliği, IV. (Ara Seçim), V., VI., VII., X., XI. Dönem Manisa Milletvekilliği, Millet Partisi Genel Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı yaptı. Evliydi. (Vikipedi, özgür ansiklopedi)
Bayurs dreibändige „Geschichte Indiens“

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148:











belde
isim, eskimiş Arapça belde
1 . İlçeden küçük, belediye ile yönetilen yer.
2 . mecaz Mekân, yer, çevre:
"Bugün toz hâlinde sallanan bu iklim, asırların uykusundan, bunca sanat beldeleri gibi bir gün sıyrılacak."- Y. K. Beyatlı.
kleine Verwaltungseinheit. Übertragen: Ort, Umfeld

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (20)











biçimler

Form; Art, Wesen; Formblatt, Klasse;... { form }
form
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











birey
Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert.


Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











cet(lerimiz)

Vorfahr, Ahne { ancestor }
Vorgänger { predecessor }
{ ancestor }, { predecessor }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149 (H20A):











daim
sıfat, eskimiş (da:im) Arapça d¥¢im ; Sürekli, sonsuz; zarf Daima.
dauerhaft; haltbar; anhaltend { lasting }
lasting
Burak Büyük, Ahu Temizsoy 25.11.2008











Dara Sikuh, Dârâ Şükûh

Dârâ Şükûh, Dara Sikuh = Mogul-Prinz, Mitglied der Qadiriya und Autor [1024/1615-1069/1659], Verfasser einer Schrift "K. Safinat al auliya"

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148:











devrim

Revolution; Rundgang { revolution }
revolution
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











doğa
Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür.
Natur; Charakter; Wesen { nature }
Nature
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











dogma
dogma, inak, inanç, dini sistem; kesin fikir;
Meinung, Denkart, Lehrsatz, Dogma

12.11.2008











dogmalar

Meinung, Denkart, Lehrsatz
dogma
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











dönemde

Periode; Saison; Zeitalter { period }
period
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











düğüm

Knoten, Schlaufe; Beule; Gruppe;... { knot }
{ knot }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148: (H06)











durum

Bedingung, Voraussetzung; Umstand, Zustand
[[javascript:Translate( "condition", "BAB!ALL!" );|condition]]
Aydınlanma Nedir ? (1784)











düşünsel

geistlich; religiös, heilig
[[javascript:Translate( "spiritual", "BAB!ALL!" );|spiritual]]
Türkçe Vikipedi, Özgür Ansiklopedi











düşünür
Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir. ("Türk yazar ve düşünür")
Denker { thinker }, Philosoph { philosopher }
thinker, philosopher
http://tr.wikipedia.org/wiki/Cemil_Meri%C3%A7











düşünüş

Mentalität, Anschauung
condition
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











eğilim
Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme, meyil, temayül, tandans
Neigung; Neige, Abhang; Beugung; Biegen,... { inclination }
inclination
Aydınlanma Nedir ? (1784) (34)











Ekber=Akbar
Büyük, daha, en büyük.


24.02.2009











El-Birûni
Biruni (4 Eylül 973 - 1061?[1], Fars[2][3][4] kökenli İslam bilgini. Türk kökenli olduğunu iddia edenler de olmuştur.[5][6] Tam adı Ebu Reyhan Muhammed bin Ahmed el-Birûnî (Arapça: ابو الريحان محمد بن احمد البيروني) dir. Batı dillerinde adı Alberuni veya Aliboron olarak geçer. Gökbilim, matematik, doğa bilimleri, coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla tanınır. Yaşamı üstüne ayrıntılı bilgi yoktur. Diğer adıyla El-Harezmi olarak da bilinir
Biruni, El-Birûni

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
147: (H04)











eleştirmek
Bir düşünceyi, bir eseri, bir yargıyı inceleyerek doğruluk veya yanlışlığını ortaya çıkarmak ve gerçek değerini belirtmek, tenkit etmek
kritisieren, Kritik üben { criticize }, prüfen, untersuchen { examine }, anmerken; kommentieren { comment }, tadeln; kritisieren { animadvert }
criticize, examine, comment, animadvert
Aydınlanma Nedir ? (1784) (31)











eminim

ich wette, ich bin sicher, ich bin... { I bet }
{ I bet }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148: (H09)











endişe
isim Farsça end³şe 1 . Düşünce. 2 . Tasa, kaygı
Sorge, Fürsorge; Pflege; Vorsicht; CARE... { care }
{ care }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (11)











ergin

ist Erwachsen geworden; ist erwachsen { grew up }
grow up
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











ergin

reif; erwachsen; entwickelt; überlegt { grow up }
grow up
Aydınlanma Nedir ? (1784)











erginleşmek

reifen, erwachsen werden; entwickeln;... { mature }
mature,mature, become fully grown or developed,
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











erişme

Verwirklichung, Erlangung; Leistung;... { attainment }
{ attainment }
ulaşma = erişme











evrensel

universal, weltlich, der gesamten Welt,... { universal }
universal
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











formül, reçete,.. { formula }
Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı; Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım.
Formel;.. { formula }
formula
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











gafur = bağışlayıcı
Çok bağışlayıcı, merhamet eden ve bağışlayan (Tanrı). bağışlayıcı
barmherzig; mild; gnädig { merciful }
verzeihend, versöhnlich; begnadigend;... { forgiving }
gnädig; huldvoll; anmutig { gracious }
großmütig { magnanimous }
günstig, bequem, angenehm { propitious }
{ merciful }, { forgiving }, { gracious }, { magnanimous }, { propitious }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (10)











geleneksel

traditionell
[[javascript:Translate( "traditional", "BAB!ALL!" );|traditional]]
Türkçe Vikipedi, Özgür Ansiklopedi











gelişim

Entwicklung, Evolution { evolution }
[[javascript:Translate( "evolution", "BAB!ALL!" );|evolution]]
Türkçe Vikipedi, Özgür Ansiklopedi











gerekçe
Gerektirici sebep, hukuk = Bir yasanın önerilmesi ve hazırlanmasında, yasa tasarısının hazırlanış ve maddelerin düzenleniş sebepleri
Grund, Ursache; Sinn; Vernunft { reason }, Rechtfertigung; Berechtigung { justification }, Alibi; Ausrede { alibi }, Begründung, begründete Darstellung { rationale }
reason, justification, alibi, rationale
Aydınlanma Nedir ? (1784) (31)











gönül
Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı: "Gönüllerin birbirine kaynaştığı o günler millî bayramlarımızdan biriydi."- O. S. Orhon. mecaz İstek, arzu: "Okumaya gönlün var mı?"
Herz, Körperorgan das als Blutpumpe... { heart }
Seele; Herz; Gefühl; Gemüt { soul }
Gefühl; Empfindung; Mitleid { feeling }
Gefühle { feelings }
{ heart }, { soul }, { feeling }, { feelings }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (15)











gözeticiler

Vormünder

Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











haz
Hoşa giden duygulanma, hoşlanma, zevk: "Dört sene evvel kaybettiği karısı Emine Hanım'ın vefatıyla bütün sevgisini, ümidini, hazzını, şefkatini oğluna vermişti; felsefe Bir şeyden duyusal veya manevi sevinç duyma.
Freude, Glück, Spaß; Vergnügen { joy } ;Vergnügen; Freude { pleasure } ;

12.11.2008












1 . Korku ve saygı uyandıran görünüş, mehabet:
"Adını bilmeseler bile heybetini tarif etsem gene bulunur."- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Büyüklük, ululuk, azamet.
Herrlichkeit, Vornehmheit; Macht; Würde;... { grandeur }
Majestät; Würde; Erhabenheit (Musik) { majesty }
Stattlichkeit { stateliness }
{ grandeur }, { majesty }, { stateliness }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149: (H15)











hindistan cevizi

Kokosnuß { coconut }
{ coconut }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148: (H10)











hoşgörülü

tolerant { tolerant }
evolution
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











içerik
Bir şeyin içinde bulunanların bütünü, muhteva, mazruf
Inhalt; Gehalt { content }, Substanz; Inhalt; Wesen { substance }
content, substance
http://www.pandora.com.tr/kisi.aspx?id=13929











idrak
1 . Anlama yeteneği, anlayış, akıl erdirme:
"Kişilik idraklerle doğar, diyenler de var."- Ç. Altan.
2 . Erişme, ulaşma.
3 . felsefe Algı.
Empfindung; Auffassung { perception }
Verständnis { comprehension }
Blutsverwandtschaft { cognation }
Intelligenz; Vernunft; Verstand,... { intelligence }
{ perception }, { comprehension }, { cognation }, { intelligence }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
150: (H22)











inkıraz
Batma, dağılma, çöküş, yok olma, son bulma:
"Taksim, hicret ve inkırazla harp arasında bırakıldık."- F. R. Atay.
Verschwinden { disappearance } lösung, Zersetzung; Tod { dissolution }
{ disappearance }, { dissolution }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148: (H13)











insan

anthropo-, Menschen- { anthropo }
man
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











intiba
isim, eskimiş, ruh bilimi (intiba:) Arapça inµib¥ İzlenim: "Bu kitabın bende hazin bir intiba bıraktığını söylersem yanlış bir ifadede bulunmamış olurum."- A. H. Çelebi.
Eindruck; Beeindruckung; Stempelung;... { impression }
{ impression }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (8)











irca
isim, eskimiş (irca:) Arapça irc¥¤
1 . Eski biçimine sokma, çevirme.
2 . Döndürme.
3 . kimya, matematik İndirgeme.
In einen früheren / älteren Zustand zurückführen, Drehung; Drall; Windung; Verdrehung;... { twisting }
{ twisting }, { turning }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (19)











irfan
Bilme, anlama, sezme:
"Zira onun irfan seviyesi hakkında malumatım pek azdır."- R. H. Karay. Gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziş. mecaz Kültür:
"En büyük emelim, maarif vekili olarak yurdumun irfanını yükseltmektir."- Atatürk.
Ausbildung [die], Bildung [die] Kenntnis; Erkenntnis { knowledge }
Weisheit; Lebensweisheit; Klugheit;... { wisdom }
Kunde, Lehre, Wissen { lore }
{ knowledge }, { wisdom }, { lore }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149: (H14)











irfan
Bilme, anlama, sezme:
"Zira onun irfan seviyesi hakkında malumatım pek azdır."- R. H. Karay. Gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziş. mecaz Kültür:
"En büyük emelim, maarif vekili olarak yurdumun irfanını yükseltmektir."- Atatürk.
Kenntnis; Erkenntnis { knowledge }
Weisheit; Lebensweisheit; Klugheit;... { wisdom }
Kunde, Lehre, Wissen { lore }
{ knowledge }, { wisdom }, { lore }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
150: (H21)











ışıldamak
Titrek, parlak bir ışık saçmak, parıldamak: "Kızın yolunu beklerken karardıklarını, gölgelendiklerini, sonra kız gelince sevinçle ışıldadıklarını görmüştü."- N. Cumalı.
polieren; scheinen; putzen (Schuhe);... { shine }
schimmern; glänzen; aufleuchten,... { gleam }
funkeln; glänzen; blitzen { sparkle }
{ shine }, { gleam }, { sparkle }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (18)











işitmek
Kulakla algılamak, duymak: "Doktorun sesini işitince koştu, yanakları kırmızı, gözleri parlıyordu."- H. E. Adıvar. ; Haber almak.
hören, durch Zuhören aufnehmen { hear }

Burak Büyük, Ahu Temizsoy 25.11.2008











islahat
wahre Reform der Denkungsart zu Stande kommen ; wahre Reform der Denkungsart zu Stande kommen ;
wahre Reform

26.11.2008











istiğrak [(kı) etmek]
Dalınç, isim, eskimiş, ruh bilimi (istiğra:kı) Arapça isti¦r¥® .
Kontemplation ? [überhäufen mit]

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (9)











itaat

Folgsamkeit, Disziplin; Gehorsamkeit { obedience }
obedience
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











itaat

Folgsamkeit, Disziplin; Gehorsamkeit { obedience }
obedience
Burak Büyük, Ahu Temizsoy 25.11.2008











iyileşmek
İyi duruma gelmek:
sıch bessern

26.11.2008











kabiliyet, marifet, yetenek, , yetenekli... { talent };
kabiliyet, Yetenek: "Köy kadınlarının taklitlerini bir maymun kabiliyetiyle yapıyor."- H. E. Adıvar
Naturgabe

Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











kabul

annehmen, akzeptieren
acceptance
Türkçe Vikipedi, Özgür Ansiklopedi











kâbus
Karabasan, Sıkıntılı ve korkulu düş. "Dün gece bütün sinirlerimi bir kâbus işkencesinin zoru altına koyan buhranlı saatler yaşadım."- E. İ. Benice.
Alptraum; schrecklicher Traum { nightmare }, Teufel, Geist; Inkubus; Alpdruck { incubus }
{ nightmare }, { incubus }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (4)











kadirşinas
Değerbilir, iyilikbilir. takdir eden, değerini bilen, minnettar, teşekkür borçlu
anerkennend
appreciative, grateful
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149: (H18)











kalkışırlarsa

sich getrauen, sich trauen, wagen, sich... { dare }
dare
Aydınlanma Nedir ? (1784)











kamu

öffentlich; allemein { public }
public
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











kamu

Sozio-, die Gesellschaft betreffend { socio } Gesellschaft; hohe Gesellschaft,... { society }
socio, society (public
26.11.2008











kamu (auch kitle, auch toplum)
Daß aber ein Publikum sich selbst aufkläre,....ja es ist, wenn man ihm nur Freiheit läßt, beinahe unausbleiblich.
Sozio-, die Gesellschaft betreffend { socio } Gesellschaft; hohe Gesellschaft,... { society } (auch: öffentlich; allgemein { public } Öffentlichkeit; Publikum { public }. Auch: Masse, Riesenmenge; Klumpen; Menge,... { mass } Massiv, Gebirgsmasse, Gebirgsmassiv... { massif } )
socio, society (public). (mass, massif )
26.11.2008











kamu (auch toplum, auch kitle)

Sozio-, die Gesellschaft betreffend { socio } Gesellschaft; hohe Gesellschaft,... { society } (auch: öffentlich; allgemein { public } Öffentlichkeit; Publikum { public }. Auch: Masse, Riesenmenge; Klumpen; Menge,... { mass } Massiv, Gebirgsmasse, Gebirgsmassiv... { massif } )
socio, society (public). (mass, massif )
26.11.2008











kamu =kitle (auch toplum, auch Kamu)

Sozio-, die Gesellschaft betreffend { socio } Gesellschaft; hohe Gesellschaft,... { society } (auch: öffentlich; allgemein { public } Öffentlichkeit; Publikum { public }. Auch: Masse, Riesenmenge; Klumpen; Menge,... { mass } Massiv, Gebirgsmasse, Gebirgsmassiv... { massif } )
socio, society (public). (mass, massif )
26.11.2008











kamu =toplum (auch kamu, auch kitle)

Sozio-, die Gesellschaft betreffend { socio } Gesellschaft; hohe Gesellschaft,... { society } (auch: öffentlich; allgemein { public } Öffentlichkeit; Publikum { public }. Auch: Masse, Riesenmenge; Klumpen; Menge,... { mass } Massiv, Gebirgsmasse, Gebirgsmassiv... { massif } )
socio, society (public). (mass, massif )
26.11.2008











kamu, genel, umumi, aleni, halka... { public }

öffentlich
public
Aydınlanma Nedir ? (1784)











kamuoyu

Meinung der Öffentlichkeit { public opinion }
public opinion
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











Kâmus-u Ãlâm
(Tarih-Coğrafya Lügat) 1306(1889) 6 Bde?
Kâmus-u Ãlâm, Historisch-Geographischen Wörterbuch

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148:











kanı
İnanç, düşünce, kanaat
Meinung; Einstellung; Einschätzung { opinion }, Religion; Glaube; Überzeugung,... { belief }
opinion, belief
Aydınlanma Nedir ? (1784) (36)











kanık
Kanaatkâr. Tokgözlü; Elindekinden hoşnut olan, azla yetinen, yetingen, kanaatkâr; tutumlu, idareli, sade, basit, bol... { frugal }; (mäßig) idareli, mutedil
genügsam; mit wenigem zufrieden sein

12.11.2008











kanıksamak
Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez olmak, alışmak: "Kanıksamış ve alışmış olduğumu düşünmek bile istemiyorum."- A. Ağaoğlu.
gewöhnen; (durch Wiederholung) sich an etwas gewöhnen (, wovor man früher Abscheu, Widerwillen, Ekel, Furcht etc. hatte).
to get used/accustomed (to); to be inured (to); to be sick/tired of
12.11.2008











kanmak
Söylenilen sözün, anlatılan konunun doğruluğuna inanmak
sich überreden lassen; seinen Durst/Hunger stillen; sich begnügen

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149: (H13A)











kapsam
Sınırları içine başka konuları veya anlamları alma durumu, şümul. ; Umfang [der]
Spielraum; Umfang; Gebiet, Feld; Weite;... { scope } Begreiflichkeit, Verständlichkeit { comprehensiveness }
Verständnis { comprehension }
scope; comprehensiveness
Burak Büyük, Ahu Temizsoy 25.11.2008











kapsayan

inklusive, einschließlich, umfassend
[[javascript:Translate( "inclusive", "BAB!ALL!" );|inclusive]]
Türkçe Vikipedi, Özgür Ansiklopedi











kararlılık

Entschlossenheit; entscheidene Bedeutung { decisiveness }
decisiveness
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











kâşane
isim, eskimiş (kâ:şa:ne) Farsça k¥ş¥n Büyük, süslü köşk, saray vb. yapı: "Akrabalarıyla kâşaneler kurarak nasıl yerleştikleri hiç kimsenin gözünden kaçmıyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.
Villa, Herrenhaus { mansion }
{ mansion }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (21)











kavim
kabile, boy, oymak, aşiret, familya,... { tribe } kavim -vmi
isim, toplum bilimi Arapça ®avm Aralarında töre, dil ve kültür ortaklığı bulunan, boy ve soy bakımından da birbirine bağlı insan topluluğu, budun.
Stamm, Volk; Leute; Menschen; Bürger einer... { people }. kavimler göçü=Völkerwanderung
{ tribe }, { people }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (23)











Kelile ve Dimne, Kalīlah wa Dimnah = sanskr. Panchatantra
Kelile ve Dimne M.Ö. 1 yüzyıl civarında yaşadığı düşünülen Beydeba tarafından kaleme alınmış fabl tarzında hikâyeler barındıran bir hikâye kitabıdır.
Kelile ve Dimne. (Sammlung von Fabeln ca 200v. bis 3.Jh. AZ). Das Panchatantra (Sanskrit, n., पञ्चतन्त्र, pañcatantra, [pʌɲʧʌtʌntɽʌ], wörtl.: „fünf Gewebe“) ist eine indische Dichtung, die zwischen 200 v. Chr. bis ins 3. Jahrhundert n. Chr. bei den Kushana und Sassaniden als Hofdichtung entwickelt worden sein soll. Die heute bekannte Form ist zwischen dem 3. und 6. Jh. n.Chr. entstanden. Es handelt sich um moralische Geschichten, Fabeln und Tiergeschichten. Diese Sammlung von Fabeln, Märchen und Geschichten wurde in dem indo-iranischen Kulturkreis als Stoff für die Erziehung der Prinzen am Hofe benutzt, um die Kunst der Verwaltung und weltliche Weisheiten zu vermitteln. Später wurde es als Buch für die Jugend generell verwendet.

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149:











kibirli

hochmütig, arrogant, hochnäsig { haughty }
arrogant
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











kılavuz

Führer; Leiter; Ansager; Sprecher { guide }
guide
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











kırıcıdır

verletzend, beleidigend; verärgernd;... { offending } / scharf, ätzend, beißend { cutting }
cutting
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











kitle

Masse, Riesenmenge; Klumpen; Menge,... { mass } Massiv, Gebirgsmasse, Gebirgsmassiv... { massif }
mass, massif
26.11.2008











kitle (auch toplum, auch Kamu)

Sozio-, die Gesellschaft betreffend { socio } Gesellschaft; hohe Gesellschaft,... { society } (auch: öffentlich; allgemein { public } Öffentlichkeit; Publikum { public }. Auch: Masse, Riesenmenge; Klumpen; Menge,... { mass } Massiv, Gebirgsmasse, Gebirgsmassiv... { massif } )
socio, society (public). (mass, massif )
26.11.2008











kitle (auch kamu, auch toplum)
Daß aber ein Publikum sich selbst aufkläre,...ja es ist, wenn man ihm nur Freiheit läßt, beinahe unausbleiblich.
Sozio-, die Gesellschaft betreffend { socio } Gesellschaft; hohe Gesellschaft,... { society } (auch: öffentlich; allgemein { public } Öffentlichkeit; Publikum { public }. Auch: Masse, Riesenmenge; Klumpen; Menge,... { mass } Massiv, Gebirgsmasse, Gebirgsmassiv... { massif } )
socio, society (public). (mass, massif )
26.11.2008











kıyım

Gemetzel; Schlachtung; Morden; harte... { slaughter }
slaughter
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











köstek
Saat, kılıç, anahtar vb.nin ucuna takılan zincir:; "Koltuklara kurulur, altın kösteklerini parmakları ile çevirir."- S. F. Abasıyanık
Fessel; Fußfessel (Großtiere, Gefangene) { fetter }

12.11.2008











kurallar

Gesetz; Regel; Sitte; Spielregel;... { rule }
rule
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











lügatçe
lügatçe, sadece bir kitapta geçen terimleri anlatır
Glossar, Wortverzeichnis einschließlich... { glossary }
glossary
Turkish - German- Greek (Smart dictionary)











Makber
Mezar, kabir, metfen
Grab, Ort an dem Etwas oder eine Person... { grave }
{ grave }, { tomb }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (16)











maliyeci

Finanzexperte; Finanzier { financier }
financier
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











meczup
Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kimse, Aklını yitirmiş, deli, sapık, Aklını yitirmiş; cezbedilmiş; kendini tanrıya vermiş.
Liebe zur Gottheit...der Gottheit verschrieben, mit der Liebe zur Gottheit . Gottheitserebener. Verrückter.

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (7)











meskenet
1 .Miskinlik, beceriksizlik.
2 .Yoksulluk, fakirlik.
Faulheit, Trägheit { laziness }
{ laziness }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148: (H12)











Moḥammad Khwāndamīr, Ghiyāś ad-Dīn Moḥammad Khwāndamīr

Moḥammad Khwāndamīr (pers. Historiker. 1475 Herat – 1534/37 Delhi): Humayunnâme
... xxx Tutinâme
(Arabic: غياث الدين محمد خواندامير‎) was an Islamic scholar and one of the greatest historians of his time . Birth c. 1475, Herat, Khorasan [now in Afghanistan] [1]
Death 1534/37, ; buried in Delhi, India
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149:











mütereddit
Tereddüt eden, çekingen, kararsız, ikircimli kimse; iki şey arasında gidip gelen, kararsız olan, tereddütte kalan; "Kapıya doğru ilerlemek istedi, fakat müteredditti."- N. Hikmet.
unentschlossen, willenlos; unschlüssig;
hesitant, undecided
12.11.2008











neden

Grund, Ursache; Sinn; Vernunft
[[javascript:Translate( "reason", "BAB!ALL!" );|reason]]
Aydınlanma Nedir ? (1784)











öğrenim

Bildung, Erziehung; Unterricht { education }
Anweisung, Einweisung; Unterricht;... { instruction }
Arbeitszimmer; Studie, Forschung;... { study }
education, instruction
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149 (H18A):











öğreti
Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü, doktrin
Doktrin, Lehre { doctrine }, Glaube, Glaubensbekenntnis, Überzeugung { creed }, Ismus, Theorie, Prinzip { ism }, Grundsatz, Lehrsatz, Lehre;... { tenet }
doctrine, creed, ism, tenet
Aydınlanma Nedir ? (1784) (33)











olanaksız

unmöglich; unerreichbar; unertragbar { impossible }
impossible
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











ÖMER RIZA DOĞRUL
gazeteci ve yazar. Şâir Mehmed Âkifin dâmâdıdır. 1893 senesinde Kâhirede doğdu. Câmi-ul-Ezher Medresesinde okudu. İslâm âlimlerinin büyüklüğünü anlayamayan ve Kâhire Mason Locasına kayıtlı olan Muhammed Abduhun reformcu fikirlerinin etkisinde kaldı.
Ist das der von Meriç gemeinte Ömer Rıza ???

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149:











onur

Ehre, Ehrerbietung, Achtung;... { honor (Amer.)
honor (Amer.)
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











önyargı

vorschnelles Urteil; Vorurteil { prejudgment }
prejudgment
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











oysa

jedoch; wie auch immer; wie? { however }
however
Aydınlanma Nedir ? (1784)











ozan

Minnesänger (im Mittelalter) { minstrel }
minstrel
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











özel

persönlich; privat { personal }; vertraulich { private }

Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











özgün
CEMİL MERİÇ, kendini "Yazar ve hocayım. Başlıca işim düşünmek ve düşündüklerimi cemiyete sunmaktır" diye tanımlayan özgün bir fikir adamıdır., Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal, ibdai, Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan, Çeviri olmayan, asıl olan (metin).
original, ursprünglich { original }, einzeln; einzig; getrennt; einzigartig;... { individual }, besonders, andersartig { distinctive }, einzigartig { unique }, echt, ursprünglich; wirklich; glaubhaft;... { genuine }, charakteristisch, typisch { characteristic }, schöpferisch; erfinderisch; originell,... { inventive }, besonders; eigenartig; einzigartig { peculiar }, bezeichnend { typical }
original, individual, distinctive, unique, genuine, characteristic, inventive, peculiar, typical
Meri-cilt1.html











özgür
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin. Mit "Serbest" wird der Begriff/das Wort "frei, Freiheit" im Text "Aydınlanma Nedir ? (1784)" übersetzt. "Özgürlük" wird als Ausnahme bei: "Oysa aydınlanma için özgürlükten", wenn "Freiheit" als "Überbegriff" verstanden werden soll, verwendet.
selbstständig, autonom; unabhängig; frei { independent }. Siehe auch türk: "Serbest"
independent
Türkçe Vikipedi, Özgür Ansiklopedi











özgürlük
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin. Mit "Serbest" wird der Begriff/das Wort "frei, Freiheit" im Text "Aydınlanma Nedir ? (1784)" übersetzt. "Özgürlük" wird als Ausnahme bei: "Oysa aydınlanma için özgürlükten", wenn "Freiheit" als "Überbegriff" verstanden werden soll, verwendet.
selbstständig, autonom; unabhängig; frei { independent }. Siehe auch türk: "Serbest"
independent
26.11.2008











perhiz

Schonkost, Diät { diet }
diet
Aydınlanma Nedir ? (1784)











René Grousset

René Grousset (* 5. September 1885 in Aubais; † 12. September 1952 in Paris) war ein französischer Historiker, Orientalist und Kunsthistoriker.

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149:











reşit (eskimiş, hukuk Arapça reş³d Ergin)

reif; erwachsen; entwickelt; überlegt
adult
demir_esra (sandkiste Yesterday 2:53 pm 28 10 2008)











Rıza Tevfik (1869-1949)

Rıza Tevfik, Politiker, Dichter, verbannt 1922-1943

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148:











ruh

Geist; Seele; Absicht; Stimmung; Laune;... { spirit }
spirit
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











Sapere

wissen; kennen; informiert sein;... { know }
know
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











sapientia

Weisheit, Einsicht
prudence
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











Sebüt Tekin
Sebüt Tekin’in oğlu Hezarbütgede’yi mescit eylerken Elbiruni fikir hazinelerini taşımış Doğu’ya, Yunan felsefesiyle Himalaya bilgelerinin felsefesini …
Sebüt Tekin

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
147: (H03)











sefalet
isim (sefa:let) Arapça sef¥let, Yoksulluk, yoksulluk sıkıntısı: "İnsan onu bir gördü mü evlerin, sokakların sefaletini unutur giderdi."- T. Buğra.
Elend, Kummer, Schmerz, Mangel, Leid,... { misery }
Armut { poverty }
{ misery }, { poverty }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (22)











şehzade
(şehza:de) Farsça şeh-z¥de, Padişahların ve oğullarının erkek çocuklarına verilen san.
Prinz { prince }
{ prince }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (1)











serbest
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin. Mit "Serbest" wird der Begriff/das Wort "frei, Freiheit" im Text "Aydınlanma Nedir ? (1784)" übersetzt. "Özgürlük" wird als Ausnahme bei: "Oysa aydınlanma için özgürlükten", wenn "Freiheit" als "Überbegriff" verstanden werden soll, verwendet.
frei; freigekommen; freigelassen;... { free } ; selbstständig, autonom; unabhängig; frei { independent }.. Im Sinne von Zulassen, erlaubt sein. (Marx: "...wo es Freiheiten gibt, gibt es keine Freiheit...").
free
26.11.2008











sertac-ı iptihacı ??????



Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
150: (H20)











sıfatı

Eigenschaftswort { adjective}
adjective
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











sınırlanış; sınırlamak
Sınırlanmak durumu veya biçimi.
begrenzen; beschränken; einschränken { limit } ; einzäunen, begrenzen, eingrenzen; sich... { hedge }
limit; hedge
Burak Büyük, Ahu Temizsoy 25.11.2008











subay

Offizier; Polizist; Verantwortlicher { officer }
officer
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











suç

Mangel, Fehler; Fehler, Irrtum; Sünde,... { fault }
fault
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











suçlu

schuldig { guilty }
guilty
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











Süleyman Nazif
Süleyman Nazif (1870-1927)
Süleyman Nazif, Dichter, Politiker. Kurde?

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148:











suret
Görünüş, biçim: "İnsan suretinde bir ağaç." .Yazı veya resim kopyası, nüsha. Biçim, yol, tarz. İslam felsefesinde, varlığın görünen yanı, beş duyu ile algılanan yönü. halk ağzında: Resim, fotoğraf. Eskimiş: Yüz, çehre.
Kopie { copy }, Duplikat, Zweitkopie { duplicate }, Exemplar; Muster, Vorlage { exemplar }
{ copy }, { duplicate }, { exemplar }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (13)











talim, delmek, matkapla delmek, ... { drill }

exerzieren
drill
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











tanım

definieren; abgrenzen
[[javascript:Translate( "define", "BAB!ALL!" );|define]]
Türkçe Vikipedi, Özgür Ansiklopedi











tasavvuf
1 . Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım:
"Bu dil derindir ve birçok tasavvuf deyimleri ile zengindir de!"- F. R. Atay.
2 . din b. (***) Kur'an'da önerilen ve peygamberin hayatında uygulamaları görülen hayat tarzını yaşama gayreti, İslam gizemciliği.
Mystik, Mystizismus { mysticism }
{ mysticism }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148: (H05)











tecerrüt
isim, eskimiş Arapça tecerrud , Her şeyden uzaklaşma, sıyrılma, soyutlanma, sıyrılma, elçekme
Ausflucht; Ausweichen { elusion }
{ elusion }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (6)











tecessüs
merak, 1 . Belli etmeden, kendini ilgilendirmeyen şeyleri öğrenmeye çalışma:
"Yahya Kemal tecessüsü, üstelemeyi doğuluların bir kusuru olarak görür."- S. Birsel.
2 . Merakını gidermeye çalışma, görme, anlama merakı:
"Yenemediğim bir tecessüs beni, bu iki sefilin yanına kadar sürükledi."- Y. K. Karaosmanoğlu.
"Rabia, Dede'nin tavrındaki zarafete, yüzündeki bambaşka ifadeye tecessüsle, yeni bir şey görmüş gibi bakıyordu."- H. E. Adıvar.
Neugier [die]
{ curiosity }, { inquisitiveness }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149: (H17)











tefekkür
isim, eskimiş Arapça tefekkur Düşünme, düşünüş. fikir yürütme. derinlemesine, inceden inceye düşünme, fikretme
Denken [das], Nachdenken. Gedanken { thinking }
{ thinking }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148: (H07)











tefekkür
Düşünme, düşünüş.
Denken [das], Nachdenken. Gedanken { thinking }
{ thinking }, { think }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
150: (H19)











telkin
Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama
Vorschlag; Suggestion; Hinweis, Wink { suggestion }, Eingebung; Anregung; Inspiration;... { inspiration }, Einprägung durch häufige Wiederholung;... { inculcation }
suggestion, inspiration, inculcation
Aydınlanma Nedir ? (1784) (36)











toplum

Sozio-, die Gesellschaft betreffend { socio } Gesellschaft; hohe Gesellschaft,... { society }
socio, society
26.11.2008











toplum (auch kamu, auch kitle)

Sozio-, die Gesellschaft betreffend { socio } Gesellschaft; hohe Gesellschaft,... { society } (auch: öffentlich; allgemein { public } Öffentlichkeit; Publikum { public }. Auch: Masse, Riesenmenge; Klumpen; Menge,... { mass } Massiv, Gebirgsmasse, Gebirgsmassiv... { massif } )
socio, society (public). (mass, massif )
26.11.2008











tür
Çeşit, cins; Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm, janr; sıfat Türlü
Art,Typ, Sorte; Sortieren;... { sort } ; Vielfalt, Auswahl; Art, Gattung { variety }
sort; variety
Burak Büyük, Ahu Temizsoy 25.11.2008











tüveyç
eskimiş, bitki bilimi Arapça tuveyc = Çiçek tacı
Blumen "Spitze" - "Krone" . tüveyç = çiçek tacı, VikiSözlük: http://tr.wiktionary.org/wiki/Ana_Sayfa

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (17)











tüzük
Herhangi bir kurumun veya kuruluşun tutacağı yolu ve uygulayacağı hükümleri sırasıyla gösteren maddelerin hepsi, nizamname, statü: "Bu, çok ucuz bir amatör ressam tüzüğüdür."- H. Taner.
Satzung; Gesetz; { statute } ; Regel; Sitte; Spielregel;... { rule }
statute; rule
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











ülke
Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket
Land, Staat; Region; Bereich; Dorf { country }
{ country }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
147: (H01)











umulmadık

unerwartet { unexpected }
unexpected
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











ürperti
Ürperme duygusu veya durumu. Isim
Schauder, Zittern { shudder }
{ shudder }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (12)











us --> akıl
Akıl.İnsanın mantıklı olarak düşünmesini sağlayan süreç ve eylemlerin bütünü. sebep, neden, gerekçe, sağduyu, akıl,... { reason }
akıl, us, zihin, bellek, hafıza, şuur,... { mind }
akıl, zihin gücü, idrak kabiliyeti, zeki... { intellect }
beyin, akıl; zekâ, kafalı kimse, zeki... { brain }
sağduyu, aklıselim { common sense }
yargılama, yargı, hüküm, muhakeme,... { judgement }
sağduyu, aklıselim { good sense }
zekâ, ince zekâ, akıl, ince espri,... { wit }
Verstand § i Erwägung; i; i Beurteilung; i Überlegung

Türk Dil Kurumunun Sözlügü und Heuser-Şevket: Türkisch-Deutsches Wörterbuch/Türkçe-Almanca Lügat











uygar

zivilisiert, kultiviert { civilized (Amer.)
civilized (Amer.)
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











uyum
Bir bütünün parçaları arasında bulunan uygunluk, ahenk
Übereinstimmung, Kongruenz { congruity }
congruity
Aydınlanma Nedir ? (1784) (33)











varsayım_lardan

Annahme, Hypothese, Vermutung {
[[javascript:Translate( "conjecture", "BAB!ALL!" );|conjecture]]
Türkçe Vikipedi, Özgür Ansiklopedi











vasi

Verwalter, Verwaltungsbeamter,... { administrator }
administrator
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











vülgarize
basitleştirmek, bayağılaştırmak, adileştirmek, kabalaştırmak
vereinfachen { simplify }
{ simplify }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
148: (H08)











vuslat
(ara.) ka. - ulaşma, erişme, kavuşma, buluşma, beraber olma.
Verwirklichung, Erlangung; Leistung;... { attainment }
{ attainment }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (5)











Walter Ruben
Eski Hind Tarihi. Ankara 1944. II,279 S.
(Ankara Üniversitesi dil ve Tarih - cografa fakültesi hindoloji
enstitüsü. Nesriyat. 82)
Walter Ruben (* 26. Dezember 1899 in Hamburg; † 7. November 1982 in Berlin) war ein deutscher Indologe.

Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149:











yetenek
Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite. (.....olarak çalıştı (1946). 1955'te görme yeteneğini kaybetti. Fakat öğrencilerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü).
Fähigkeit; Können { ability }, Leistungsfähigkeit, Fähigkeit, Vermögen { capability }
ability, capability
http://tr.wikipedia.org/wiki/Cemil_Meri%C3%A7











yetersiz

mangelhaft, fehlend; -frei;... { deficient } dürftig; armselig; schäbig { poorly }
deficient, poorly
Aydınlanma Nedir ? (1784)











yeti

Vermögen, Fähigkeit; Begabung;... { faculty }
faculty
Aydınlanma Nedir ? (1784)











yetkisiz

unfähig, untauglich; unzuständig... { incompetent }
incompetent
Aydınlanma Nedir ? (1784) Kom Wim











yitirmek
Ne olduğunu, nerede bulunduğunu bilememek, kaybetmek: "Kalemimi yitirdim." Bazı nitelik veya özelliklerin yok olması durumuna uğramak, kaybetmek. Ölüm sonucu kaybetmek. Yanlış yola girmek, kaybolmak: "Ormanda yolunu yitirenler, yollarını yine şaşırmamak için nereden yürümeye başlamışlarsa oraya dönerler."- Halikarnas Balıkçısı.
verlieren, betrügen, täuschen { deceive }
aufessen, Teller leer essen { eat up }
{ deceive }, { eat up }












yönelik

bestimmt für, beabsichtigt, gedacht für;... { intended }
[[javascript:Translate( "intended for", "BAB!ALL!" );|intended for]]
Türkçe Vikipedi, Özgür Ansiklopedi











yönelik
Belli bir yöne çevrilmiş olan, müteveccih (=Bir yere gitmeye, bir şeyi yapmaya karar veren)
bestimmt für, beabsichtigt, gedacht für;... { intended }, geplant { intended for }
intended, intended for
Aydınlanma Nedir ? (1784) (31)











yönetici

Herrscher; Gouverneur; Leiter; Ventil;... { governor }
governor
Aydınlanma Nedir ? (1784)











yönetici

Verwalter, Verwaltungsbeamter,... { administrator }
administrator
Aydınlanma Nedir ? (1784)











yükümlülük
Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu, yükümlü olma durumu, yüküm, mükellefiyet, mecburiyet
Pflicht; Steuer { duty }, Belastung, Last, Bürde { encumbrance }, Verpflichtung; Verbindlichkeit,... { engagement }, Aufgabe; Fungieren; Gebrauch; Empfang;... { function }
duty, encumbrance, engagement, function
Aydınlanma Nedir ? (1784) (32)











yüreklilik

Mut { courage }
[[javascript:Translate( "courage", "BAB!ALL!" );|courage]]
Aydınlanma Nedir ? (1784)











yürütmek
Yürüme işini yaptırmak, yürümesini sağlamak. ; Gerektiği gibi yapmak, uygulamak: "İşlerini eskisi gibi yürütüyorlar."- .
durchziehen { go through with } verfolgen; nachgehen; weitermachen;... { pursue }
go through with; pursue ; push
Burak Büyük, Ahu Temizsoy 25.11.2008











zaaf

(Griechische Sagen) Achillesferse,... { Achilles heel }
Achillesferse, Schwachstelle, wunder... { Achilles' heel }
Gebrechen; Behinderung, Mangel,... { disability }
Schwäche, Fehler; Versagen { failing }
Schwäche, schwacher Punkt; Faible { foible }
Gebrechlichkeit; Zerbrechlichkeit;... { frailty }
Gebrechlichkeit, Gebrechen; Schwäche;... { infirmity }
Lahmheit, Schwäche, "Hinken" von Versen { lameness }
{ Achilles heel }, { disability }, { failing }, { foible }, { frailty }, { infirmity }, { lameness }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
149: (H16)











zebani
Cehennem bekçisi. Zebellâ.
Höllenhund, mythologischer Wachhund und... { hellhound }
{ hellhound }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim, 1992. "163:" (3)











zeki
Anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, zeyrek: "En zeki hayvan maymundur."- .
passend; schnell begreifend { apt }; scharfsinnig { astute }; schlau { brainy }; Geist oder Intellekt betreffend;... { intellectual }

12.11.2008











zifaf
Gerdeğe girme, gerdek.
hochzeitlich;hochzeits;Hochzeits-
entering the nuptial chamber { nuptial }
Cemil Meriç: Jurnal. Cılt 1, 1955-65. Hg.: Mahmut Ali Meriç, (Bütün Eserleri Bd. 1). İstanbul: İletişim. 27.3.1963 Tanımıyoruz Hint’i
150: (H23)











zihinsel
Zihinle ilgili, zihnî: "Tiyatro seyircisi, eğlence olarak zihinsel hazzı seçmiş bir seyirci türüdür."- A. Cemal.
Geist oder Intellekt betreffend;... { intellectual }
intellectual
Aydınlanma Nedir ? (1784)